24 Ekim 2013 Perşembe

Mutsuzluğuma Aşığım Ben.














Mutsuzluğuma aşığım ben. Rahat batıyor bana. Sürekli bir sevinç hali yaşamadım hiç. Merdivenler hep aşağı doğruydu. Karanlık mahzenlere, dipsiz kuyulara doğru. İki indim, bir çıktım mehter takımı gibi.
Lanet olsun, ne istediğimi de bilmiyorum ki.

Bir bakmışsın batsın bu dünya moduna girip, elimde soda şişesiyle aşındırıyorum kaldırımları. Bir bakmışsın oscar kazanmış aktristin gülümsemesiyle ekranlardayım. Bundan sebeptir belki, insanlardan uzak durmam.
Darmadağın ruh halimi canım istediğinde toplamam.

Özgürlük değil bu tam tersi bir şey. Koskoca evrende hapsolmak. Bırakın olduğum gibi kalayım ben, ellemeyin.
Ne geldiğimde yerim dolsun, ne de gittiğimde kalbiniz boş olsun. Sadece Gideyim.

Diyorum da kime diyorum. Öyle ki sadece söylediğimle kalıyorum. "Ben yaparım" diye gaza getirip getirip ortalığa saldığınız canavarlara laf yokta biz kıyıda köşede huzur arayınca mı suçlu oluyoruz? Bırak dostum bu işleri. Bir düşün bakalım niye? Buyurun yine başa döndüm.

Lanet olsun ne söylediğimi de bilmiyorum ki.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Denemeye değer..




    Sadece oku geç. Nasıl hissedersin , ne düşünürsün bilmem. Pek de ilgilenmiyorum.Bencil miyim dersin.? Ne olmuş yani? Şu el kadar yazıda içimi döktüğüm için senden özür dilemeyeceğim.
    
   Her neyse atlıyorum buraları. Kulaklarımda klasik müziğin eşsiz tınıları varken dünya umurumda değil. Süper kahraman bile olabilirim hayalimde. Olaylar ne kadar zor ve atlatılamaz gibi görünse de her defasında başarıyla sınavları geçen bir kahraman. Başkalarını incitmeden, kendi hayatını yaşaması gerektiğinin farkında olan. Varlığını “hayır” cevabını kabul etmeyen insanların mutluluğu için harcamayan.
    
   Madem bunları yapamıyorum en azından kitabıyla,kahvesiyle ayaklarını uzatıp huzur arayan birisi olabilirim. Fazla mı enteresan ya da tuhaf? Bence değil. 
                           
                                    En azından denemeye değer.





5 Mayıs 2013 Pazar

Bıraktıklarınla Armağan Gibi Yaşayacağım Ömrümü..




     Yapacak hiçbir şeyin olmadığı bir noktada,vazgeçmenin alnına dayadığı kurşunsuz silahla karşı karşıya gelir insan. Tetiği çekse sona ermeyecek,çekmese ölememenin acısıyla eriyecek.Durduğu yerde ayakları kanamaya başlar. Ne gitmek ne de gidememek bıçak gibi çizer henüz atılmamış adımlarını. Geçmiştekiler zaten çentik doludur ama geleceği de mahveder bu sefer ki..
     
     Beraberliğe uzanacak nefes alışları,ayrılık kelimesinin harfleri gibi teker teker tüketir,zaferi karşı tarafa armağan edercesine.Geç kalınmışlığın cezasıdır bu aslında. Zamanında bitseydi her şey,böylesi yürek parçalamazdı her bakış. Olmayacağını hissettiği halde devam etmek şimdi anlamsız bir hayata kanat çırpışa dönüşür. 

     Ferahlamaya çalışmanın başka yoludur kendini suçlamak.Giden o olsaydı işi daha kolay,teselliler hep yanında olurdu.Şimdi yalnızlıkla beraber "giderken kalmışlığın" hapishanesinde duvarlar karalanır..



'Bana bıraktıklarınla armağan gibi yaşayacağım ömrümü,
bir daha hiç hediye almayacağımı bile bile.'